+90 533 215 11 28
info@ozstarmakina.com
TR

Soslu Mısır

Mısır Nedir?

Mısır hangi besin grubuna girer?

Mısır bitkisi, hem bir sebze hem de tahıl tanesi olarak kabul edilir. Mısır koçanından yediğiniz tatlı mısır, genellikle mutfak dünyasında bir sebze olarak kabul edilirken, patlatılmak için kullanılan kuru tohumlar tam tahıl olarak sınıflandırılır.

Soslu Mısır;
Kuruyemişi seven bir millet olarak mısırı, süt mısır, patlamış mısır, kavrulmuş mısır ve sosolu mısır olarak tüketmeyide çok sevdik.
Evlerde artık kuruyemiş çeşitlerimiz arasında vazgeçilmezlerimiz arasına giren mısırın besin değerlerine bakalım şimdi...

Mısırın kalorisi 177
Karbonhidrat:  41 gram
Protein:  5.4 gram
Yağ:  2.1 gram
Lif:  4.6 gram
C Vitamini: Günlük değerin  % 17’si (DV)
Tiamin (vitamin B1): DV’nin  % 24’ü
Folat (B9 vitamini): DV’nin  % 19’u
Magnezyum: DV’nin  % 11’i
Potasyum: DV’nin  % 10’u

Cips Fıstık
Dünya çapında sevilerek tüketilen atıştırmalıklar arasında yer alan cips fıstık, aynı zamanda yararlı cipslerdendir. İçerisinde kavrulmuş fıstık bulunmaktadır. Eşsiz lezzeti ile en tatlı sohbetlere eşlik eden aperatif olarak tükettiğimiz bu fıstık türü, özellikle çocukların vazgeçilmezleri arasında yer alıyor.
Cips fıstığın yapılmasındaki ilk işlem fıstıkların ılık suda bekletilerek ıslatılmasından geçer. Ardından ıslanmış olan yer fıstıkları üzerinde bulunan kırmızı kabuğundan arındırılır. Bu işlemin ardından bir kaba alınarak bekletilir. Daha sonra fıstıkların tadı için en önemli işlem sırasına geçilir. Bunun için domates salçası, sarımsak tozu, çeşni, tuz, isteğe göre karabiber gibi baharatlar ile fıstıklar harmanlanır. Katılan soslar ile harmanlanan fıstıklar bir tencere içerisinde lezzeti içine çekmesi için bir süre bekletilir. Tüm bu baharatların özünü içine çeken fıstıklar soğumaya bırakılır. Ardından çıtır çıtır cips soslu fıstıklar, çıtır çıtır lezzetine ve iştah açan görüntüsüne kavuşmuş olur.

Soslu cips fıstık yağ oranı oldukça fazla atıştırmalıklar arasında yer alır. Ancak buna rağmen besin değeri oldukça yüksektir. İçermiş olduğu B ve E vitaminleri bakımında oldukça zengindir. Diyetisyenler tarafından cips fıstık tüketilmesinde bir sakınca görülmemektedir.

Topy Fıstık
Yer fıstığı, kabuklu kuru yemişlere daha yakın gibi görünse de baklagiller familyasından bir üründür. Yer fıstığının çeşitleri yaklaşık olarak otuz iki civarındadır. Çerezlik olarak üretimi esnasında yer fıstığı tohumları dış kabuğu kırılmadan veya dış kabuğunun kırılmasından sonra çiğ yer fıstığı tadının giderilmesiyle sunulur ve bu sayede lezzeti artar.
Asıl vatanı Amerika olan yer fıstığı ağacı, sıcak iklimlerde yetiştiğinden bu ürüne ülkemizde daha çok güney kesimde Adana, Çukurova, Hatay ve Mersin bölgelerinde rastlanabilir.

Yer Fıstığı Faydaları Nelerdir?
Yer fıstığının kanser çeşitlerinden bazılarına karşı vücudu koruduğu kanıtlanmıştır. İçlerinde Sağlık Bakanlığına bağlı olan Kanser Dairesi Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer’in de yer aldığı tıbbi onkolojinin Türkiye’deki önde gelen 13 isminin yazdığı “Kansere Çare Var” isimli kitapta yer fıstığı kanseri önleyen ürünler arasında gösterilmektedir. Düzenli olarak yer fıstığı tüketen kişilerin kansere yakalanma riski %30 oranında azalmaktadır. Özellikle içerisinde yüksek oranda polifenolik bulunan yer fıstığı mide kanserine karşı da koruyucudur.
Düzenli tüketimi halinde yer fıstığı safra kesesinde oluşması muhtemel taşları engellemektedir. Aynı zamanda safra kesesinde taş sebebiyle görülen ağrıları da azaltıcı etkiye sahiptir.
Polifenolik asit içeriği sebebiyle yer fıstığı merkezi sinir sistemi hastalıklarının oluşmasına karşı iyi bir koruyucudur. Sinirlerin daha düzenli çalışmasına yardımcı olmasının yanında ilerleyen yaşlarda oluşacak Alzheimer riskini de azaltmaktadır.
İçerisindeki doymamış yağ asitleri sebebiyle kötü kolesterolü düşürücü etkiye sahip olan yer fıstığı iyi kolesterolü yükseltmektedir.
Oleik asitler bakımından zengin olan yer fıstığı kalp rahatsızlıklarına karşı vücudu korumaktadır.
Obezite probleminden kurtulmak isteyen kişilerin kesinlikle yer fıstığı tüketmesi önerilmektedir. Özellikle kadınlarda görülen kilo problemlerini çözücü etkiye sahip olan yer fıstığı, uzun süre tokluk hissi oluşturması sebebiyle diyetlerde favori besinlerden bir tanesidir.
Yer fıstığı tüketimi kandaki şeker oranını düzenleyici etkiye sahiptir. Yer fıstığı şeker hastaları için ideal ürünlerden biridir.
Kalp dostu olan ürün aynı zamanda damarlar için de oldukça faydalıdır. Bu sebeple inme ve felç riskini azaltmaktadır.
Yüksek antioksidan içeriği sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirici etkiye sahiptir.
İçerisinde bulunan E vitamini ve Omega 3 sebebiyle cilt ve saç için fayda sağlamaktadır.

Yer Fıstığı Besin Değerleri
Toprak altında yetiştiğinden yer fıstığı bitkisi toprak minerallerini en iyi biçimde içerisinde barındırmaktadır.

Tohumunda yaklaşık olarak %45 ile %60 oranlarında yağ bulunur. Çok yağlı olduğu için yer fıstığı yemiyorsanız, bunu bir kere daha düşünmelisiniz. Çünkü yoğun miktarda potasyum, sodyum, protein ve magnezyum barındıran yer fıstığı aynı zamanda E ve B vitamini bakımından da zengindir. Yer fıstığının protein değeri 100 gramda yaklaşık olarak 25 gram civarındadır. Ayrıca yine 100 gramında 48 gram yağ, 11 gram lif, 8.5 gram karbonhidrat, 11 mg sodyum, 660 mg potasyum, 40 mg kalsiyum, 1.82 mg demir bulunur.

Ceviz
 Günlük hayatımızda tüketimini artırmamız gereken yararlı besinlerden biri ceviz. Cevizin insan sağlığına yararları bünyesinde barındırdığı daha çok tekli doymamış yağları içermesi ve günlük yağ ihtiyacımızın bir parçası olan omega-3 ve omega-6 gibi çoklu doymamış yağ asitlerince de zengin olmasına dayanır.
Bir adet orta boy ceviz ortalama 33 kaloridir.
Cevizler dünyada yalnızca birkaç besinde bulunan son derece ender ve güçlü antioksidanları bünyesinde barındırır. Juglon (5-hidroksi-1, 4-naftalindion), tellimagrandin ve flavonol moren bu antioksidanlardan bazılarıdır.

Besin Değeri 100 gramda
Yağ, 65 g 
Sodyum, 2 mg 
Potasyum, 441 mg 
Protein 15 g
Vitaminler A, D, C, B12, B6’dır.
 Karbonhidrat, 14 g
Kalori 654
Kalsiyum 38 mg
Demir 2,9 mg

 

Tuzlu Fıstık 

Tuzlu fıstık aslında yer fıstığının bir miktar işlem görmüş haline denir.
Çok eski zamanlardan beri dünyanın hemen her bölgesinde besin kaynağı olarak tüketilen tuzlu fıstık, yer fıstığının su, un, tuz ve limon tuzu ile kavrulmasından elde edilir.
Yer fıstığı ise tohumunda yağ, protein, karbonhidrat, vitamin ve mineraller bulunan, baklagiller familyasının zengin ve lezzetli bir üyesidir.
Gerek yağ endüstrisinde ve gerekse çerez üretiminde yüksek miktarlarda kullanılır ve dünyanın her yerinde tüketilir. Söz konusu ürün özellikle kurutulma işlemi tamamlandıktan sonra kuru ve serin bir yerde uzun bir süre bozulmadan bekleyebilir.
Bu şekilde yer fıstığının insan sağlığı açısından son derece önemli olan pek çok faydasından da yıl boyunca yararlanmak mümkün hale gelir.

Tuzlu Fıstık Faydası Nedir?

  • İnsan vücudu söz konusu olduğunda hayati önem taşıyan zorunlu yağ asitleri için en iyi kaynak olan doymamış yağ asidi ihtiva eder.

  • İçerdiği B1 ve B3 vitaminleri sayesinde kan şekerinin dengelenmesine yardımcı olur.

  • Kalp sağlığı için faydalıdır.

  • Cinsel arzuyu belirgin bir biçimde artırır.

  • Kan dolaşımını hızlandırarak zihni güçlendirir. Böylece öğrenme, anlama kavrama gibi beyin fonksiyonlarının daha hızlı ve kolay bir biçimde yerine getirilmesini sağlar.

  • Kolesterolü düzenleme konusunda yardımcı olur.

  • Hem fiziksel hem de zihinsel yorgunluğun giderilmesinde etkilidir.

  • Eğer böbrek veya safra kesesi ile ilgili sorunlarınız varsa tuzlu fıstık bu iki organdan kaynaklı ağrılara da iyi gelir.

  • Akciğer için iyi bir iltihap giderici özelliği taşır. Varsa öksürüğünüzü söktürmeye ve göğsünüzü yumuşatarak hastalığı daha hafif atlatmanıza yardımcı olur.

  • Tuzlu yer fıstığı faydaları arasında yer alan diğer bir madde de kan pıhtılaşmasını engelleme özelliğidir.

  • İçerdiği kalsiyum mineralleri sayesinde vücudun kas gücü ve sinir iletimi gibi görevlerini başarıyla yerine getirmesine yardımcı olur.

  • Günümüzde pek çok farklı etkene bağlı olarak tüm dünyada yaygın bir biçimde görülen kanser vakalarına karşı korunmada etkili besin maddeleri arasında yer alır.

  • Eğer sigara ve / veya alkol tüketiyorsanız bu ikisinin bedeniniz üzerinde yaratacağı olumsuz etkilere karşı kendinizi tuzlu fıstık tüketerek koruyabilirsiniz.

  • Son olarak tuzlu fıstığın yağı bugün zeytinyağına en yakın yağ olarak bilinmekte ve bu amaçla kullanılmaktadır.

FINDIĞIN FAYDALARI

Kemik sağlığı üzerinde etkilidir, kas ağrıları ve kramplara iyi gelir, kanser düşmanıdır, bağışıklığı kuvvetlendirir, kalp ve damar dostudur, diyabet riskini azaltır, beyin sağlığını korur.

FINDIĞIN BESİN DEĞERLERİ

Porsiyon Miktarı: 100 gr

Kalori (kcal) 628 g

Karbonhidrat 17 g

Toplam yağ 61 g

Diyet Lifi 10 g

Doymuş Yağ 4,5 g

Şeker 4,3 g

Çoklu Doymamış Yağ 8 g

Protein 15 g

Tekli Doymamış Yağ 46 g

A Vitamini 20 IU C Vitamini 6,3 mg

Kolesterol 0 mg

Kalsiyum 114 mg Demir 4,7 mg

Sodyum 0 mg

D Vitamini 0 IU B6 Vitamini 0,6 mg

Potasyum 680 mg

Kobalamin 0 µg Magnezyum 163 mg

KABAK ÇEKİRDEĞİ HANGİ HASTALIKLARA İYİ GELİR?

Kabak çekirdeği uyku sorunlarını giderir, göz ve cilt hastalıklarına iyi gelir. Önemli bir mineraldir.

Kalp ritminin korunmasını sağlar. Tansiyonun düzelmesi ve dengelenmesi bakımından önemlidir.

Soğuk algınlığı ve gribal enfeksiyon hastalıklarından kişileri korur.

Kalp krizi ve felç gibi hastalıkları önler.

Bağırsaktaki parazitleri ve böbrek taşı oluşumunu engeller.

Yüksek oranda lif içermesi sebebi ile şeker hastalığı, kalp hastalığı ve obezite gibi hastalıklara yakalanma olasılığını düşürür.

Vücuttaki iltihaplanmalara karşı kişileri korur, bünyeyi zinde tutar.

Cilt sorunu yaşayan kişilerin kabak çekirdeğini dikkatli tüketmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde sivilce, akne gibi sıkıntılara neden olabilir.

Beyaz Leblebinin Faydaları Nelerdir? 

Beyaz leblebinin faydalarını gören bitki bazlı olan bu besini sürekli tüketmek istiyor. Beyaz leblebinin faydaları arasında sindirimi iyileştirme , kalp hastalıklarını önleme, kan basıncını dengeleme ve genetik hastalıklar ve kanser riskini azaltma gibi faydaları yer almaktadır. Ayrıcs beyaz leblebi kemik ve saç sağlığını iyileştirici özelliğe sahiptir.
Antik çağlarda insanlar beyaz leblebinin, sperm sayısını arttırmak, menstruasyonu provoke etmek, hatta böbrek taşı tedavisine yardımcı olmak gibi tıbbi faydalar sunduğuna inanıyordu. Aynı zamanda beyaz leblebi Yunanlılar ve Romalılar arasında da oldukça popüler bir besindir.

Beyaz leblebinin besin değerleri

Beyaz leblebi içerisinde aşağıda vermiş olduğumuz vitamin ve mineralleri içermektedir.
Bitki bazlı dolu protein
Diyet lifi ve karbonhidratlar
Demir , çinko , magnezyum , folat ve fosfor
Aynı zamanda antioksidan ve mineral kaynağıdır

Beyaz leblebin içerisinde niasin , C vitamini , A, B6, B12 gibi bir dizi temel vitamin içerir.

Beyaz leblebinin faydaları

Beyaz leblebi, sindirimi optimize ederek kan şekeri düzeylerini düzenlemeye yardımcı olan yüksek miktarda çözünebilir lif içeri. Normal insülin ve kan şekeri seviyelerini sağlayarak diyabetin gelişmesine engel olmaktadır.

Kilo kaybını sağlar

Zengin protein kaynağı olması ve içerisinde yer alan vitamin ve mineraller sayesinde uzun süre tok kalmanızı sağlar. Bu sayede sağlıklı bir şekilde kilo vermenize yardımcı olabilir.

Sindirimi geliştirir

Beyaz leblebi lif kaynağı olmasından dolayı bağırsak hareketlerini düzenli tutarken, iltihap, kramp, şişkinlik ve kabızlığı giderir. Bu da besin sindiriminin emilimini artırabilir ve yemeğinizin besin değerini en iyi şekilde sağladığınızdan emin olabilirsiniz.

Kalp hastalığını engeller

Beyaz leblebi de yer alan yüksek çözünebilir lif seviyeleri, kolesterol seviyelerini dengelemeye yardımcı olur ve ateroskleroz , kalp krizi ve felçlerin önlenmesine yardımcı olur.

 

Beyaz leblebinin faydaları nelerdir

 

Protein kaynağıdır

Beyaz leblebi büyüme ve gelişme için gerekli olan proteinlerin yanı sıra vücudunuzu onarmak için önemli bir kaynaktır. Eğer sağlıklı bir şekilde beslenmediğinizi düşünüyor ve vücudunuzun yeteri kadar protein almadığını düşünüyorsanız beyaz leblebi ideal bir seçenek olacaktır. Çok fazla et tüketen biri değilseniz dengeli bir şekilde her gün bir avuç beyaz leblebi tüketebilirsiniz.

Antioksidan kaynağıdır

Beyaz leblebi de bulunan antioksidan bileşikler arasında polifenoller , fıtoutrientler , beta- karoten gibi anahtar vitaminler bulunur. Bunlar vücuttaki stresi azaltır ve kronik hastalıkları önler. Antioksidanlar, hücresel metabolizmanın tehlikeli yan ürünleri olan serbest radikalleri araştırır, bu da sağlıklı hücrelere mutasyona neden olabilir. Bu antioksidanlar vücudu korunmasına yardımcı olabilir kanser, koroner kalp hastalıkları, maküler dejenerasyon ve hatta bilişsel bozukluklar gibi Alzheimer ‘in ve Parkinson hastalığının da önüne geçer.

Kemikleri güçlendirir

Demir, fosfor, magnezyum, bakır ve çinko bakımından zengin olan beyaz leblebi, kemik sağlığı açısından son derece sağlıklıdır. Bu minerallerin çoğu, kemik mineral yoğunluğunu iyileştirmek ve osteoporoz gibi yaşa bağlı durumları önlemek için gereklidir.

Genetik bozuklukları önler

Folat, özellikle kadınlar için birçok farklı nedenden dolayı önemli bir vitamindir. Düşük folat seviyeleri, nöral tüp defektleri ve çocukların doğumu ile ilgili diğer komplikasyonlarla yakından ilişkilidir. Gebelikte diyete folat bakımından zengin beyaz leblebi eklenmesi bebeğin sağlıklı beslenmesini sağlamak için lezzetli bir yoldur.

Kan basıncını korur

Düşük tansiyonu korumanın en önemli yollarından biri, düşük sodyumlu (düşük tuzlu ) bir diyete girmektir. Doğal olarak sodyumda düşük olan beyaz leblebi, yüksek tansiyonu düşürmede yardımcı olur.

Yüksek protein ve demir içeriği sayesinde beyaz leblebi saç dökülmesi yaşayanlar için harika bir doğal takviye görevi görebilir. Beyaz leblebiler A vitamini , omega 6 yağ asitleri ile birlikte, B ve E vitaminleri içerir. Bu vitaminlerin her biri kafa derisi sağlığını geliştirmek ve kan dolaşımını arttırmak için oldukça yarar sağlayacaktır.

Göz sağlığını arttırır

Beyaz leblebinin içerisinde yer alan A C ve E vitaminleri, göz sağlığınızı korumanıza yardımcı olmaktadır.

Meme kanserinden korur

Beyaz leblebinin düzenli olarak tüketilmesi, gece terlemeleri, ruh hali değişimleri ve sıcak basmaları gibi menopoz ve menopoz sonrası semptomlara karşı güvenli ve doğal bir yol olabilir. Beyaz leblebi, vücudun doğal dişi hormonu östrojenini taklit eden fitoöstrojenler olarak bilinen bitki hormonlarını içerir. Ayrıca meme kanseri ve osteoporoz gibi kadınları yaygın olarak etkileyen hastalıklara karşı da korumaya yardımcı olurlar.

Beyaz leblebinin zararları

 

Beyaz leblebinin faydaları nelerdir

 

Her faydalı olan besin gibi beyaz leblebi de tüketimi abartıldığında çeşitli vücudunuzda bir takım sağlık sorularına neden olabilir. Beyaz leblebinin tüketimi abartıldığında sağlığınıza olan zararlarını şu şekilde sıralayabiliriz;

Vücut tarafından ürik aside parçalanabilen ve böbrek taşları, safra taşları ve gut gibi çeşitli sağlık koşullarına neden olabilen pürinlere sahiptirler. Bu koşullardan herhangi birinden muzdarip olursanız, beyaz leblebi tüketmemeye özen göstermelisiniz.

Beyaz leblebide var olan yüksek lif ve nişasta içeriği, bazılarında sindirim rahatsızlığına neden olabilir. Bu durumda en iyi çözüm, yavaş yavaş diyetinize dahil etmek olacaktır.

Ay çekirdeğinin faydaları

Çekirdek için toplumda ortak kanılardan olan zararlı olduğu yönündeki bilgiler tamamen gerçekliği yansıtmıyor. Çekirdek zararları olduğu gibi faydaları da oldukça fazla olan bir besindir. Peki ay çekirdeğinin faydaları nelerdir? Ay çekirdeği kilo vermeye yardımcı olduğu bilinen lifler açısından oldukça bol bir besindir. Bir çok şeyin zararı olduğu gibi fazla tüketim ay çekirdeğinde de zararlıdır. Ay çekirdeğinde kalorinin yüksek olması ile birlikte lif oranı da oldukça yüksektir. 1 avuç ay çekirdeği 146 kaloridir.

Diğer besinlerinize dikkat edip günde bir avuç ay çekirdeği yediğiniz zaman zayıflamanıza yardımcı olacaktır. Ay çekirdeği içinde bulundurduğu bol proteinden dolayı tüketiminden sonra bol miktarda doyma hissi verdirir. Bu da gün boyunca daha az yemek yiyip kilo vermenizi sağlar.

Ay çekirdeği besinler arasında özellikle E vitaminiyle güçlü bir antioksidandır. Özellikle sinir ve stres anında bunları gidermek için çekirdek tüketimi insanı sakinleştirir ve rahatlatır. Bu sebeple doktorlar yüksek kalorili şekerli şeylerin tüketilmesi yerine içinde bol miktarı protein, lif ve E vitamini bulundurması sebebiyle belirli bir miktarı aşmayacak şekilde ay çekirdeğinin tüketilmesini öneriyorlar. Sabahları ve öğle arasında az miktarda ay çekirdeği iştahını dizginlemek için güzel bir atıştırmalıktır.

Fitosteroller sağlıklı kolesterol düzeylerini destekler

Ayçiceği yüksek düzeyde fitosterol içermektedir. Bu sayede kolestrolü dengelemede kullanılır.

Depresyona iyi gelir

Depresyon durumunda çekirdek tüketimi iyi geldiği görülmüştür. İçindeki bulundurduğu magnezyum sağlıklı bir duygu durumunu desteklemeye yardımcı olur.

Kajunun faydaları nelerdir? 

Hem leziz hem de çok sağlıklı olan kajunun faydaları saymakla bitmiyor. Kaju, vücudun normal çalışması için gerekli olan oksidanlar, vitaminler ve mineraller açısından oldukça zengin bir kuruyemiş.

1. Kanseri önler

Kaju, içeriğindeki proantosiyanidinler ve yüksek bakır sayesinde kanserli hücrelere karşı savaşır ve sizi kolon kanserinden uzak tutar.

2. Sağlıklı Kalp

Kaju fıstığı, diğer kuruyemişlere kıyasla daha düşük yağ içerir. Kolesterol içermezler ve mevcut antioksidanlar sizi kalp hastalıklarından uzak tutar.

3. Yüksek tansiyonu düşürür

Kaju fıstığı içinde bulunan magnezyum yardımıyla tansiyonun düşmesine yardımcı olur.

4. Saçlar için de sağlıklıdır 

Saç sağlığı için oldukça faydalı olan kaju fıstığının içindeki bakır, saç renginin koyulaşmasına yardımcı oluyor.

5. Kemikler için faydalıdır

Kalsiyum gibi, kaju fıstığının ana içeriği olan magnezyum da kemik sağlığı için önemlidir.

6. Sağlıklı Sinirler

Magnezyum kemik yüzeyinde kalsiyumun sinir hücrelerine girmesini önler ve böylece kan damarlarını ve kasları gevşetir. 

7. Safra taşlarını önler

Her gün kaju tüketmek safra taşı oluşma riskini yüzde 25'e kadar azaltabilir.

8. Kilo vermeye yardımcı olur

9. Anti-oksidandır

Selenyum, bakır, magnezyum başta olmak üzere kaliteli mineraller içerir. Bu yüzden kaju fıstığının antioksidan özelliği vardır.
Kaju fıstığı yağlı olarak kabul edilse de, iyi kolesterol içerir. Bu nedenle popüler inanışın aksine, haftada en az iki kez kaju yiyenler, az yiyenler ile karşılaştırıldığında daha az kilo alırlar.

10. Sindirime yardımcı olur

Kaju fıstığı sindirime yardımcıdır. 

12. Sağlıklı diş etleri ve dişlere yardımcıdır

Kaju fıstığında bulunan magnezyum içeriği kemikler için çok iyidir. Bu yüzden sağlıklı dişlerin yanı sıra diş etlerinin de sağlıklı olmasını sağlar.

Faydaları saymakla bitmeye kaju fıstığının haftada bir kez tüketilmesi öneriliyor. 

11. Yüksek vitamin içerir

Kaju fıstığı riboflavin, pantotenik asit, tiamin, niasin vb. gibi vitaminler bakımından zengindir. 

Kahvenin 40 faydası

Kahvenin kan basıncını arttıracağı, kalp ritm bozukluğu, şeker hastalığı, felç ve mide ülseri riskini arttırdığını iddia edenler bilimsel kanıtlara dayanmıyorlar. Dr. Özgür Şamilgil bizde 40 yıllık hatırı olan kahvenin özelliklerine dikkat çekiyor;

Tip 2 diyabet: Şekersiz günde 3-5 bardak içilen kahvenin şeker hastalığı riskini yüzde 25-50 arası azalttığını gösteren yayınlar giderek artıyor. İnsülin direncini azaltarak hücre içine şeker girişini 2 kat arttırarak kan şekerinde yükselmeyi engelliyor, iştahı azaltarak fazla yemeyi engelliyor, metabolizmayı yüzde 20 kadar hızlandırarak yağ yakılmasını arttırdığı düşünülüyor. 

Alzheimer ve Bunama: Yaşa bağlı erken bunama ve Alzheimer riskini azalttığı, ortaya çıkışını geciktirdiği, beynin yaşlanmasını yavaşlattığı biliniyor. 

Parkinson hastalığı: Düzenli kahve tüketiminin parkinson hastalığına karşı koruyucu etkisi olduğunu destekleyen yayınlar giderek artıyor.

Karaciğer hastalığı: Alkol tüketimi ve fazla şeker tüketimine bağlı karaciğer yağlanması ve hasarını engelleyici, karaciğer kanseri riskini azalttığı düşünülüyor. 

Rektum kanseri: Kalın bağırsağın en alt kısmının kanser riskini özellikle kadınlarda düşürdüğü ama kalın bağırsak riskini azaltmadığından bahsediliyor. 

Kalp ritm bozukluğu: Günde 1-3 bardak içilen kahvenin aritmi riskini yüzde 25 azalttığı fakat kafeine hassas kişilerde ise riski arttırabileceği bildiriliyor. 

Kalp damar hastalığı: Günde 3 bardak kahve tüketenlerin daha az ve daha çok tüketenlere göre kalp damarlarında kalsiyum yani kireç birikiminin daha az olduğu dolayısıyla kalp krizi riskinin azaldığı düşünülüyor. Dolayısıyla az veya çok tüketmek fayda sağlamıyor, günde 3 bardak kadar tüketmek gerekiyor. 

Bazı kişilerde kahvenin kötü kolestrol düzeyini arttırabildiği biliniyor, bu kişilerin filtre kahve tüketmeleri durumu düzeltiyor. 

Safra kesesi taşı: Düzenli kahve tüketenlerde tükenmeyenlere göre safra kesesi taşı daha az rastlanıyor. 

Prostat kanseri: 2011'de yayınlanan 50 bin kişiyi inceleyen bir araştırma prostat kanseri riskinin günde 3 bardak kahve tüketenlerde yüzde 30, 6 bardak tüketenlerde yüzde 60 azaldığını bildiriyor. Benzer şekilde kesin olmamakla beraber böbrek kanseri riskini de azaltabileceği düşünülüyor. 

İnme: Çalışmalar günde 1-4 bardak kahve tüketiminin felç riskini yüzde 20 civarı azalttığını gösteriyor. 

Kemik erimesi: Günde 6-8 adetten fazla kahve tüketiminin, yeterli kalsiyum ve magnezyum içeren gıda tüketmeyenlerde kemik erimesine neden olabileceği tahmin ediliyor. 

Kahvenin faydası neye dayanıyor?

Taze çekilmiş ve demlenmiş kahvenin esas faydasının, içerdiği kafeinden daha çok, polifenol grubu antioksidanlardan flavinoid, klorojenik asid, E vitamini, glutation gibi maddelerin zenginliğine bağlanıyor. 

Ayrıca kafeinin beyin ve kas hücrelerinin yenilenmesini sağlayan bir maddenin üretimini arttırdığı, yaşlanmayı yavaşlattığı biliniyor. 

Kafein zararlı mı? Kafeinsiz mi içmeli?

 

Kafeine hassas kişilerin uykularının kaçmaması, için yatmadan 5-7 saat kadar önce kahve içmeyi bırakmaları gerekiyor. Bu kişilerin kahve sonrası gerginlik, sinirlilik, kan basıncı ve kalp ritminde yükselme, karında kramp hissettikleri, idrara sık çıktıkları biliniyor. Bu durumdakilerin ve mide ülseri olanların, kafeinsiz kahve içmeleri öneriliyor. Sütle beraber içilmesi mide yanmasını azaltsa da kafeinin etkisini değiştirmiyor.

** İlaçla kontrol altına alınamayan tansiyon hastalarının ve kalp yetersizliği olanların da hekimlerine danışmadan kahve tüketmemeleri gerekiyor. 

** Yemekten sonra tansiyon düşmesi yaşayan yaşlılarda kahve içmek tansiyonu düzeltiyor.  

** Günde 3-6 bardak içilen Kafeinsiz kahvenin ise kötü kolesterolü yüzde 10 arttırdığı biliniyor, iyi kolesterol üzerin etkisi ise değişiyor. Şişmanlarda kafeinsiz kahve iyi kolesterolü arttırırken normal kilolularda yüzde 30 düşürüyor. 

** Gebelerin hekimlerine danışmak kaydıyla günde 1-2 bardaktan fazla kahve içmemeleri öneriliyor. 

Sonuç olarak kahvenin faydası da zararı da kişiden kişiye değişebiliyor. 

Ağrı kesici etkisi

Ağrıya dayanıklılık  sağladığı ve ağrı kesici ilaçların etkisini arttırdığı için bazı ilaçların içine kafein ekleniyor. Bu nedenle kafein içeren ilaçlarla beraber kahve tüketimine dikkat etmek gerekiyor. 

Bağımlılık

Günde 2-3 bardak kahve tüketenlerin, zayıf bir bağımlılık hissettikleri, bırakmak zorunda kalırlarsa 1 hafta içinde azaltarak sorun yaşamadan bırakabildikleri biliniyor. 

Kafein miktarı neye bağlı?

Kahve, aynı miktarda çayın 2 katı kadar kafein içeriyor.

Sanılanın aksine koyu kavrulmuş kahve uzun süre ısıya maruz kaldığından daha az kafein içeriyor. Mırra (Arap usulü kahve) en az, Türk kahvesi orta, espresso İtalyan kahvesi ise en çok kavrulan kahve olarak sıralanıyor. 

Koyu kavrulmuş kahvenin ise, faydalı maddeleri en yüksek oranda içerdiği biliniyor. Hatta en koyu kavrulmuş kahve, mide asidini fazla arttırmadığı için daha rahat içilebiliyor. Üstelik az kavrulmuş kahveye göre daha çok kilo verdiriyor. 

Kafein miktarını etkileyen bir diğer nokta ise kahvenin ne kadar ince çekildiği!

 En ince çekilen kahve,  (orta düzeyde kavrulan kahveler arasında) Türk kahvesi en yüksek oranda kafein içeriyor.

Yavaş yavaş damlayarak filtre edilerek demlenen veya bardak içinde filtrenen Fransız usulü kahve, ısıyla daha kısa süre muamele gören espresso kahveye göre daha fazla kafein içeriyor. Türk kahvesinin çok ince çekilmesi nedeniyle havanın neminden çok daha kolay etkilenip bayatladığı ve faydasının azalıp hatta zararlı hale dönüşülebildiği bilindiğinden, hep az miktarda yeni kavrulmuş ve taze çekilmiş olarak satın alınması, tüketilmesi gerekiyor.  

Bademin Faydaları

Kayısı, şeftali, erik ve kiraz ağaçlarıyla akraba olan badem ağacı, kışın yaprak döken ve 4 ila 10 metreye kadar büyüyebilen, Akdeniz iklimine özgü (Akdeniz, Güney Asya ve Arap Yarımadası) bir ağaçtır. Yemiş olarak tüketilen badem ise bu ağacın sert tohumlarıdır. Türkiye badem üretiminde dünya sıralamasında ilk 10 ülke içerisindedir ve badem, özellikle tatlı badem, sık olarak tükettiğimiz kuruyemişler arasındadır. Badem yağı saç ve cilt bakımından, ayakkabı ve deri giysilerin korunmasına kadar pek çok şekilde kullanılır. Bademin kendisi ise vitamin, mineral ve yüksek kalitede protein içerir. Özellikle E vitamini ve sağlıklı yağ asitleri bakımından çok iyi bir kaynaktır.

Bademin Besin Değeri ve Faydaları
Kolesterol: Yüksek miktarda “tekli doymamış yağ” içeren badem, kötü kolesterolü düşürmek ve kalp hastalıklarına karşı korunmak için önerilen, zeytinyağı benzeri gıdalar arasında yer almaktadır. Bu alanda yapılan tüm araştırmalar düzenli olarak badem (veya tekli doymamış yağ bakımından zengin diğer gıdaları) yemenin kalp ve damar hastalığı riskini azalttığını ortaya koymaktadır. Bazı araştırma sonuçlarında verilen rakamlara göre, bu riskin %30-%45 arasında azaldığı belirtilmektedir. Sonuçları İngiliz “British Journal of Nutrition” adlı bilimsel dergide yayınlanan bir araştırmada, yüksek kolesterolü bulunan hastalara içinde bademinde yer aldığı kuruyemişler, soya proteini, suda çözünen besin lifi bakımından zengin gıdalar (bezelye, yulaf, fasulye) içeren özel bir beslenme programı uygulanmıştır. 2 hafta sonunda hastaların kolesterol seviyelerinde maksimum düzeye yakın bir azalma tespit edilmiştir.

Bademin “kötü” kolesterolü düşürücü etkisi üzerine American Dietetic Association tarafından yapılan bir diğer araştırmada ise, düzenli olarak badem tüketmenin gıdalar yoluyla alınan E vitaminini arttırdığı, E vitamininin antioksidan etkisinin ise damarlarda yüksek kolesterole bağlı olarak gelişen ve damar tıkanıklığına yol açan plak oluşumunu geciktirdiğinin altı çizilmektedir.

Diyabet: Bademin faydaları arasında öne çıkan bir diğer nokta, diyabet hastalarında özellikle yemeklerden sonra yaşanan kan şekeri dalgalanmalarını azaltmasıdır. Badem ayrıca yüksek glisemik indekse sahip gıdaların neden olduğu dalgalanmaları da azaltır. Örneğin diyabetli biri olarak beslenme listenizin dışında kalan, yüksek glisemik indeks değerine sahip bir öğün yediyseniz, bir avuç badem yiyerek yemekten sonra yaşayacağınız kan şekeri dalgalanmasını azaltabilirsiniz.

Kalp Sağlığı: Badem ve diğer kuruyemişler (ceviz, fıstık, fındık vb.) uzmanlar tarafından kalp sağlığının korunması için önerilen gıdalar arasında yer alır. Bunun başlıca nedeni, bu yemişlerin antioksidan bakımından zengin olması ve kalp hastalıkları da dahil olmak üzere pek çok hayati tehlikesi olan hastalığa zemin hazırlayan serbest radikallere karşı vücudun dengesini korumasıdır. Loma Linda Üniversitesi Kamu Sağlığı Fakültesi tarafından yapılan bir çalışmaya göre haftada 4 kez ceviz ve badem yiyenlerin koroner kalp hastalığı yaşama oranı yemeyenlere oranla %37 daha azdır.

Kilo Kontrolü: Diyet yapanların yüksek kalorili olduğu gerekçesiyle yemekten kaçındığı yiyecekler arasında yer alan badem, aslında kontrollü tüketildiğinde tam tersi bir etkiye sahiptir. Hatta yapılan araştırmalar haftada 2 kez badem yiyenlerin yemeyenlere oranla daha az kilo aldığını ortaya koymaktadır. Bademin kilo kontrolü konusunda bir diğer avantajı da yüksek besin lifi içermesi sayesinde tokluk hissini uzatarak öğünler arasında yaşanan “açlık krizlerini” önlemesidir.

Safra Kesesi Taşı: 80.000 kadının katılımıyla, 20 yıllık bir sürede gerçekleştirilen bir çalışmaya göre, her hafta yaklaşık 30 gram badem, ceviz veya fıstık tüketen kadınlarda safra kesesi taşı görülme olasılığı yemeyenlere oranla %25 daha azdır.

Kemik Sağlığı: Kemik sağlığı açısından önemli mineraller olan kalsiyum, magnezyum ve fosfor bademde bol miktarda bulunur. 30 gram badem günlük potasyum ihtiyacının yaklaşık % 8’ini, fosfor ihtiyacının % 14’ünü , magnezyum ihtiyacının ise % 20’sini karşılar. Magnezyum özellikle kalsiyum ve D vitamini seviyesinin düzenlenmesi açısından önemli bir mineraldir.

Bademin Kalorisi ve Besin Değeri
100 gram badem (işlenmemiş, çiğ);

  • 575 kalori
  • 21.2 gram protein (günlük ihtiyacın %42’si)
  • 12.2 gram besin lifi (günlük ihtiyacın %49’u)
  • 26.2 mg E vitamini (Günlük ihtiyacın %132’si)
  • 1 mg riboflovin (günlük ihtiyacın %30’u)
  • 3.4 mg niasin (günlük ihtiyacın %17’si)
  • 0.1 mg B6 vitamini (günlük ihtiyacın %7’si)
  • 50 mcg folat (günlük ihtiyacın %12’si)
  • 264 mg kalsiyum (günlük ihtiyacın %26’sı)
  • 3.7 mg demir (günlük ihtiyacın %21’i)
  • 268 mg magnezyum (günlük ihtiyacın %67’si)
  • 484 mg fosfor (günlük ihtiyacın %48’i)
  • 705 mg potasyum (günlük ihtiyacın %20’si)
  • 3.1 mg çinko (günlük ihtiyacın %21’i)
  • 1 mg bakır (günlük ihtiyacın %50’si)
  • 2.3 mg manganez (günlük ihtiyacın %114’ü)
  • 2.5 mcg selenyum (günlük ihtiyacın %4’ü)
  • 6 mg omega 3 yağ asidi
  • 12065 mg omega 6 yağ asidi içerir.

* Bu rakamlar sağlıklı bir yetişkinin 2000 kalorilik diyeti için geçerlidir. Günlük almanız gereken vitamin ve mineral oranları yaşınıza ve kalori ihtiyacınıza göre değişiklik gösterebilir.

Badem yerken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta tüketilen miktardır. Çünkü 1 seferde 100 gram badem yemek gün boyu almanız gereken yağ miktarının %76’sını bir anda almanıza neden olur. Ayrıca çiğ, işlenmemiş badem neredeyse hiç sodyum (tuz) içermezken işlenmiş bademler yüksek oranda tuz içerir. Uzmanların önerisi haftada 3-4 kez, günde 25-30 gramdan fazla olmayacak şekilde badem tüketilmesidir.

Bademin Zararları
Her yiyecek gibi bademin de “azı karar çoğu zarar”. Öncelikle bademin kalorisinin yüksek olduğunu unutmamalısınız. Diyetinize sadık kalabilmek için öğünler arasında 1 avuç badem yiyebilirsiniz ancak bu miktarın “1 avuç” olarak kalmasına dikkat edin. Badem, diğer bazı yemişler gibi (kaju fıstığı, ceviz, Antep fıstığı, Brezilya fıstığı, fındık ve kestane) alerjik reaksiyona neden olabilir. Kaşıntı, kızarıklıklar, dil şişmesi, ağızda karıncalanma, dudakların şişmesi, hırıltılı nefes alma badem alerjisine işaret ediyor olabilir.
Kuruyemişin Bilinmeyen Faydaları

Kuruyemişin Bilinmeyen Faydaları Her anlamda güçlü olmak, ne kadar önemli aslında. Güçlü bir kas sistemi, güçlü bir beyin, güçlü bir kalp, güçlü saçlar, kendini iyi hissetmek ve sağlıklıyım diyebilmek "kendini güçlü hissetmekten" geçiyor. Kuruyemişler bize hem güç veriyor hem de sağlık. İkisi bir arada mükemmel ama kalori kontrolü yapmadığınızda, yani iyi gelsin diye avuç avuç yemeye başladığınızda kuruyemişlerin kötü yüzü ile karşılaşabilir, bu sebeple kilo alabilirsiniz. Ama dozunu ayarladığınız sürece cebinizde hergün kuruyemiş olmalı. Kilonun dışında bağışıklık sistemini güçlendirmek, unutkanlığı önlemek, hatta sağlıklı kilo artışı için başvuracağınız ilk yer kuruyemiş paketleri olmalı. Size güzel bir toparlama yaptım. Hepimizin bildiği gibi kuruyemiş faydalıdır, ben de yazılarımda sürekli aralara sıkıştırıyorum "Ceviz, badem yiyin" diye. Bugün biraz ayrıntılı hatırlatmak istiyorum size, hangisi ne yapıyor vücuda diye. Yani yine kesip saklanacak bir yazı!

BADEM - İyi bir cilt, sağlıklı saçlar ve tırnaklar istiyorsanız badem mutlaka hayatınızda olmalı! - Çok iyi bir omega-3 kaynağıdır. Bu sebeple kalp ve damar dostudur. - Kötü kolesterolü düşürücü etkisi vardır. Damar sertliğini önler. - Badem diyette yağ yerine geçer 5 tanesi 50 kaloridir. - Ara öğünlerde kullanımı kan şekerini dengeler. - Magnezyum ve potasyum yüksek olması sebebi ile tansiyonu dengeler. - Kalsiyum içerdiği için kemiklerimizi korur, yağ yakımını hızlandırır. - İçerdiği minerallerin kalitesi nedeniyle hamilelik ve menopoz döneminde tüketilmesi çok önemlidir. - Âdet dönemine bağlı iştah artışını dengeleyebilir. - Yine magnezyum sebebiyle âdet sancılarına, psikolojik değişimlere iyi gelir. - Bağışıklık sistemini güçlendirir. - Kadınlar için günde 5-10 badem, erkeklerde 10-15 badem yenebilir.

KAJU - Omega-3 içerir, kalp, damar ve beyin için iyi bir dosttur. - İçeridiği krom ve lifler sayesinde tokluk hissi verir. - Zayıflama diyetlerinde ara öğünlerde tokluk hissi vermesi ve kan şekerini dengelemesi için iyi bir ara öğündür. - Protein bakımından zengin olduğu için kas kitlesini korur, spor yapanlar için iyi bir besindir. - Kalorisi diğer yağlı tohumlar gibi yüksek olduğu için yine sınırsız değil, 8-10 tane kaju yenebilir. Bu yaklaşık olarak 100 kalori demektir. - E vitamini bakımından da oldukça zengindir. Bu sebeple saç ve cilt sağlığını korur antiaging özelliği vardır. - B vitaminleri bakımından zengin olduğu için depresyon, stres azaltıcı özelliği vardır. Mutluluk verir. - D vitamini zengindir ve özellikle çocukluk ve hamilelik döneminde tüketilmesi faydalıdır. - Antioksidan bakımından da zengindir.

CEVİZ - Çok iyi bir hafıza, güçlü bir beyin ve sağlıklı bir kalp istiyorsanız her gün ceviz yemelisiniz. - İçerdiği omega-3 çok değerlidir ve bu sebeple beyin gelişiminde, kalp sağlığında, bağışıklık sisteminin güçlenmesinde büyük rolü vardır. - Ceviz de bir yağlı tohumdur ve yağ yerine geçer. 2 tam ceviz 50 kaloridir. - Cevizin kötü kolesterol düşürücü etkisi vardır. Bu sebeple kalp hastalığı veya riski olanlar, ailesinde Alzaheimer olanlar, mutlaka her gün ceviz yemeliler. - Enerji verir, bağışıklık sistemini güçlendirir. - Bağırsaklara iyi gelir, sindirimi düzenler. - Kadınlar için günde 2-3 tam ceviz, erkekler için de 3-4 tam ceviz öneririm.

Antep Fıstığının Faydaları Nelerdir?

Bir fincan antep fıstığı içi yediğiniz zaman, kırmızı kan hücresi, kemik ve kollajen yapı için gerekli olan günlük bakır minerali ihtiyacının %44’ünü karşılamış olursunuz. Aynı zamanda manganez ihtiyacının %15’inden fazlasını ve fosfor ihtiyacının %20’sinden fazlasını, potasyum ve magnezyum ihtiyacının %10’dan fazlasını karşılar. Fosfor enerji depolanmasını sağlarken, manganez kemik oluşumu için önemli bir mineraldir. Antioksidan içermesi sebebiyle yaşlılığa bağlı bazı hastalıklara yakalanma riskini düşürür. Araştırmalara göre, kötü kolesterol seviyesini düşürerek kalbi korur. Ayrıca içeriğindeki antioksidanlar, doymamış yağ asitleri sayesinde de kalbi korur. Yüksek lif içeriği olması sebebiyle sindirimi rahatlatır, hazımsızlığı önler.

Sindirim sistemine iyi gelmesi antep fıstığının faydaları arasındadır. Afrodizyak etkisi vardır. Özellikle erkeklerde cinselliği büyük ölçüde etkiler. Yapılan bir araştırmaya göre, 3 ay boyunca yaklaşık 100 gram antep fıstığı tüketen erkeklerin tüketmeyenlere göre, cinsel işlevlerinin yüzde 50 arttığı gözlemlenmiştir. İçeriğindeki B6 vitamini sayesinde beyne fayda sağlar. Antep fıstığı, bakır içeriği yüksek bir besindir. Bu nedenle demirin vücuda kolay bir şekilde emilmesine yardım eder. Aynı şekilde, içeriğindeki B6 vitamini kandaki oksijenin taşınmasına yardımcı olur. Antep fıstığının tüketimiyle günlük B6 vitamini karşılanarak kandaki oksijen miktarı ve içeriğindeki hemoglobin arttırılabilir. Bu sayede de anemiyi önlemeye yarar sağlar.

Şeker hastalığı olan kişilerde, şekerler proteinlerle uygun olmayan bağlar oluşturur ve onları kullanışsız hale getirir. Bu işlem glikasyon olarak adlandırılır. Antep fıstığının içeriğindeki antioksidan maddeler, glikasyon sürecini azaltır. Bu sayede diyabetin kontrolünde de yardımcı olur. Aynı zamanda bir fincan fıstıkta günlük gereken fosfor miktarının %60’ı bulunur. Bu oran ile de diyabeti önlemeye yardım eder. Ayrıca içeriğindeki fosfor, glikoz toleransına sebep olan proteinlerin amino asitlere ayrışmasına yardım eder. İçeriğindeki B6 vitamini sinir sistemine yarar sağlayan bir vitamindir. B6 vitamini sinir sisteminin düzgün şekilde çalışmasına sebep olan pek çok amino asidin yapılmasına yardım eder.

Yaşlılığa bağlı olarak ortaya çıkan göz rahatsızlıkları düzgün görememeyi, yazıları okuyamamayı sağlar. İçeriğindeki lutein ve zeaksantin isimli antioksidanlar sayesinde hücrelerin hasar görmesi engellenir. Yaşa bağlı olarak ortaya çıkan görme bozuklukları oluşmaz. İçeriğindeki B6 vitamini sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirerek hastalıklara kolay yakalanmayı önler. B6 vitamini sayesinde enfeksiyonların ve çeşitli kanser türlerinin engellenmesine yardım eder.

Teknolojinin Yararları ve Zararları Nelerdir?

Teknolojinin insanlara çokşey kazandırdığı ortada. Sadece televizyon ve bilgisayarın faydalarını anlatmaya kalksak bunu anlatmaya sayfalar yetmeyebilir.
Teknolojinin biz insanlara kattığı faydalarından bazıları şunlar:
Teknoloji sayesinde veri alışverişi denilen yani bilgi alışverişiyle dünyanın en uzak noktasından en yakın noktasına kadar bir tıkla bilgi alabiliyoruz. Teknoloji sayesinde dünyamız artık global bir köy haline gelmiştir.

Teknolojik gelişmeler bir çok yeni ürünün de hayatımıza girmesine vesile oldu. Bu sayede insanoğlunun hayatı hem kolaylaştı, hem pratikleşti. Bugün evinizde internetten 3, 5 dakika içinde alışveriş yapabilirsiniz, 60 saniyede bir apartmanın 1. katından 10. katına çok rahat bir şekilde çıkabilirsiniz.

Tıp sektöründe DNA analizleri, tahliller, ameliyatlar, insan vücudunun nakli gibi bir çok alanda teknolojisiz asla yol kat edilemezdi. Ölümcül birçok hastalığın çaresi yapılan teknolojik aletler ve makineler sayesinde bulunmuştur.

Teknolojinin en büyük katkılarından biri de hiç kuşkusuz ulaşım sektörüdür. Kara, hava, deniz ulaşımında kullanılan her türlü araç, teknoloji ürünüdür. Küresel ekonomi başta olmak üzere ülke ekonomilerinin gelişmesine, endüstri ve eğlence sektörü büyümüştür. Günlük hayatta mutfaklarda kullandığımız küçük ev aletleri, asansörler, beyaz eşyalar ve daha nice teknolojik cihaz, zamandan tasarruf ve verimli hizmetler sağlamaktadır.

Eğitim alanında akıllı tahtalar, tabletler ve bilgisayarlar yardımıyla yine okulların laboratuvarlarında öğrenim görürken teknolojinin büyük bir etkisi vardır. Öğrencilerin okuduğu kitaplar bile dev matbaalarda basılarak onlara teslim edilir. Basım-yayın sektörünün kullandığı teknolojiler ile günümüzde 1 saat içinde binlerce kitap basılabilir.

Teknolojinin Zararları Nelerdir?

Teknolojinin faydaları kadar zararları da bir hayli fazladır. Evet, teknolojinin yol açtığı sorunları, yine teknoloji yardımıyla çözübiliyoruz. Şimdi de teknolojinin zararlarından örnekler vererek yazımızı okumaya devam edelim. Dünya devletlerinin hepsi ileri teknolojilerine güvenerek savaşır.

Atom bombaları, kitle imha silahları, füzeler, seyyar rampalar, nükleer ve biyolojik silahlar, askeri denizaltılar, savaş gemileri ve savaş uçakları son teknoloji ile üretilmiş dev araçlardır. Teknolojinin vermiş olduğu rahatlık sayesinde insanlar tembelleştirir, hazıra ve hareketsiz yaşama alışır.

Tüketimi artıran teknoloji, dünyadaki yer altı ve yer üstü kaynakları tükenme noktasına getirmiştir. Artık her türlü teknolojik ürüne binlerce lira harcıyoruz. Çok uzaklara gitmeye gerek yok daha 15 - 20 yıl öncesine kadar lüks olarak görülen bir çok teknolojik cihazlar, günümüzde artık bir ihtiyaç olarak kanıksanmıştır.

Küresel ısınma gibi çevre sorunlarının başında teknoloji ile bağlantılı faktörler gelir. Örneğin; teknoloji kullanan fabrikanın atıkları bile teknoloji kullanılarak çevreye atılır. Nükleer teknoloji araçları ve bu araçlarda yapılan çalışmalar neticesinde doğamız ve çevreye büyük zararlar verilmektedir.

Teknolojinin bazı uygulamaları, toplumda etik, ahlâki ve kültürel sorunların doğmasına yol açtı. Bazı değerleri olumsuz etkiledi, bazılarını yok etti. Sosyal medyada, internette paylaşılan kişisel bilgiler, insanların aleyhlerine kullanılmaya başlandı.

Makineler, insan gücünün yerini aldı. İstihdam sorunları ortaya çıkmaya başladı. Makine verimliliği, insan verimliliği ile kıyaslanmaya başlandı. Bazı meslek dalları teknolojiye yenik düştü, bazıları da teknolojiye direnmeye devam ediyor. Teknolojinin insan sağlığına olumsuz etkileri çeşitli hastalıkları tetikledi, bazı hastalıkların ortaya çıkmasına yol açtı. Günümüzde artık “teknoloji bağımlılığı” için klinikler açılıyor


Kavrulmuş kahve tadım metotları

Kör tadım

Kahvenin adil olarak değerlendirilmesi için tek yol kör tadımdır.

Tadımcı hangi tür kahveyi tadacağını bilmeden tadım yapmalıdır. Demleme suyunu koymadan önce bardakların altını etiketleyin. Kör tadım kahvenin tadımını öğrenmek ve tad yeteneklerini geliştirmek için de en etkili yoldur.

Sıcak tadım

Kahve ağzınızdaysa hissetmenin çoğu burun tarafından yapılır. Dil sadece acı, ekşi, tatlı, tuzlu ve umami tadları algılar. Oysa burun; konsantrasyonun miktarı da dahil olmak üzere binlerce farklı aromatik bileşiği ayırır. Her kahve, yüzlerce uçucu aromatik bileşikten oluşan kendi aromatik imzasına sahiptir. Koklama işlemi tadımı yapan kişinin benzer kahveler arasındaki uçucu bileşiklerin farkını sadece bir kez koklayarak anlamasını sağlar. Tadım sırasında yapılan koklama işlemi de tadımın aksine izle- nimlerin büyük çoğunu oluşturur.

Soğuk tadım

Sıcak kahvenin asitliği, soğuk olana göre daha fazladır. Kahve sıcakken yapılan tadım asitliği, parlaklığı, lezzeti, dengeyi ve diğer birçok özelliği değerlendirmede çok daha iyi bir fırsat sağlar. Ancak asitlik, altındaki tadı sis gibi örter. Kahve soğuyup asitliği dağıldığı zaman yeşil kahvenin kusurları, kavurma etkileri ve diğer özellikler gün yüzüne çıkar.

Tadım sonuçlarının yorumlanması

Tadım yapılması ve yorumlanması tadımı yapan kavurma ustasının, baristanın veya tadımcının yeteneğine ve deneyimlerine bağlıdır.

Tadım yapan kişi kahvenin analizini yapabilmek için tadımdan önceki tüm kriterlerin doğru uygulandığını kontrol etmelidir.

Gerçek bir tadım için tadım öncesine kadar olan tüm işlemlerin kaydedilmiş olması gerekir. Aksi halde yapılacak tadım yorumu yanıltıcı olabilir.

Kahve kavurma makinesi, kavurma ustasının deneyimleri ve kavurma işleminin bir araya gelmesiyle kahvenin tad özellikleri ve nitelikleri oluşur.

Yorumlama yapılırken elde edilen tad analizleriyle olması gereken tad analizleri uluslararası tad normlarına göre karşılaştırılmalıdır.

Sonucun belirlenmesinde bir hata olabileceği düşünülürse tadım işlemleri tekrarlanmalıdır.

Unutmayalım ki; tadım kişisel duyular ile yürütülür. Kişiden kişiye farklılıklar göstermesi normaldir. Fakat tadım sonucu oluşacak rapor doğruya yakın olmalıdır. Aksi halde kalite ve maddi değer kayıpları oluşabilir.

Üçgen tadım testi

İki adet aynı, bir adet farklı kahve numunesinin birbirleri arasındaki yakınlığı veya farklılığının kontrol edildiği tadım testidir.

Kahve test kaplarının üzeri 1, 2, 3 veya A, B, C olarak işaretlenir. Ardından kahvenin yoğunluğu, aroması ve rengi test edilir.

TDS cihazının kullanımı

TDS cihazı çözelti analizi yapar. Kahvenin demlenmesi sonucu suya geçen kahvedeki aromalar duyumsal özeliklerin tümüdür. Bu işlemin yapılma sebebi demlemenin doğruluğunun kontrolüdür. SCA normlarına göre saptanmış değer aralığı ile karşılaştırılır.

Aroma listesinin yazımı

SCAA (Specialty Coffee Association of America) tarafından kahvenin tadımı sırasında duyulan aromaları gösteren bir diyagram yayınlanmıştır. Zaman içinde bu diyagramlarda gelişmeler gerçekleşmektedir.

Diyagramı büyütmek için üzerine tıklayın.